İslam (2009) “Soylulaşma” İstanbullaşmak

İslam (2009), “Soylulaşma”, İstanbullaşmak: Olgular, Sorunsallar, Metaforlar, editörler: Pelin Derviş, Bülent Tanju ve Uğur Tanyeli, İstanbul, Garanti Galeri, pp. 276-267

Soylulaşma:  
Soylulaşmadan  soylulaştırmaya geçiş ve sonrasında sürecin yaşadığı ölçek atlaması...

Soylulaşma, mahallelerin içinde yaşayanlarla birlikte geçirdiği bir değişim süreci. Değişimin yönü sürecin soylulaşma olup olmadığını belirler. Değişim eğer mevcut kullanıcıların kendilerinden daha üst statülü kullanıcılarla yer değiştirmesini ve emlak değerlerinde bir artışı beraberinde getiriyorsa bu süreci soylulaşma olarak adlandırabiliriz.
İstanbul soylulaşma süreçleri ile 1980’li yılların başlarında tanıştı. Soylulaşma, 90’lı yılların sonlarına kadar kentin kültürel orta sınıflarının öncülüğünde Kuzguncuk ve Arnavutköy gibi Boğaz kıyısındaki ve Galata ve Cihangir gibi Beyoğlu’ndaki birkaç mahalle ile sınırlı kaldı. 80’li ve 90’lı yıllar boyunca genel olarak kendiliğinden gerçekleşen, spontane bir süreç olarak karşımıza çıkan soylulaşma, 2000’li yıllarla birlikte giderek dışarıdan müdahaleler ile tetiklenen bir sürece doğru evrildi. Sürecin yaşadığı bu dönüşümü, soylulaşmadan soylulaşTIRmaya geçiş olarak tanımlayabiliriz . 

2000 sonrası soylulaştırma süreçlerini, hem İstanbul’daki (80’lerde Boğaz’da ve 90’larda Beyoğlu’nda başlayan iki dalganın ardından) üçüncü soylulaşma dalgasına karşılık gelmesi, hem de yurt dışında 90’lardaki ekonomik duraklamanın ardından kamu ve özel sektör öncülüğünde gerçekleşmekte olan soylulaştırma süreçleri için de kullanılan bir terim olması nedeniyle  üçüncü dalga soylulaşma olarak tanımlamak yerinde olur. Genel olarak kamu kurumları ya da sermaye (bazen ayrı ayrı, bazen bir arada) eksenli müdahaleler ile şekillenen bu üçüncü dalga soylulaşma ya da soylulaştırma süreçlerini gerçekleştikleri ölçeklere göre dört başlık altında incelemek mümkün: 

Daire/Ev ölçeği: Avrupa Birliği ve Fatih Belediyesi ortaklığı ile geliştirilen Fener ve Balat Semtlerinin Rehabilitasyonu Programı, kamuoyuna ilan edilmesi ile beraber 90’lı yılların sonlarına doğru küçük ölçekli bir soylulaşma sürecini tetikledi. Uzun yıllar yatırımsız kalan bölgeye yatırım vaadinde bulunulması, bölgeye yerleşme yönünde o ana dek tereddüt gösteren grupları bölgeye çekmek için yeterli oldu. Fener ve Balat semtlerinde gerçekleşmekte olan soylulaşma süreci, soylulaşmanın kendiliğinden gerçekleşen bir süreçten, kurumların ya da kurumsal yatırımın ardından gerçekleşen bir sürece (soylulaştırmaya) doğru kayışının İstanbul’daki ilk örneğini teşkil etmekte. 

Apartman/Bina ölçeği: Üçüncü dalganın tezahür şekillerinden bir diğeri Beyoğlu’nda (özellikle Galata bölgesinde) büyük emlak yatırımcılarının soylulaşma sürecinin kendi seyrinde devam ettiği bölgelerden sistematik bir şekilde bina satın alarak, içlerindeki daireleri üst-orta ve üst sınıfların yaşam tarzlarına uygun bir şekilde restore edip, bu kesimlere pazarlamaya başlaması ile ortaya çıktı. Böylece daha önce bağımsız bireyler ya da küçük yatırımcılar öncülüğünde daire-daire dönüşmekte olan semt, bina-bina dönüşmeye başladı ve soylulaşma süreci yeni bir ivme kazandı. 

Sokak ölçeği: Bir girişimcinin Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi’nin arka tarafındaki bir sokakta yer alan binaları toplu olarak satın alarak restoran ve barlardan oluşan bir çekim merkezi yaratma projesinin 2004 yılında hayata geçmesiyle soylulaştırma ilk kez sokak ölçeğinde gerçekleşti. Sokakla birlikte, ironik bir şekilde ismi de “soylulaştırıldı”, yılların Cezayir Sokağı (bir süreliğine de olsa) Fransız Sokağı ismini aldı. Fransız Sokağı Projesi ile üçüncü dalga soylulaşmanın bundan böyle noktasal bazda gerçekleşen bir süreç olmakla sınırlı kalmayacağı anlaşılmış oldu.

Ada ölçeği:  Üçüncü dalga soylulaşma süreçlerinin son halkasını kimi zaman Sulukule örneğinde olduğu gibi kamu-kamu (Belediye-TOKİ), kimi zaman da Tarlabaşı örneğinde olduğu gibi kamu-özel sektör (Belediye-Büyük Sermaye) ortaklığı ile sit alanlarında geliştirilen kentsel dönüşüm projeleri oluşturmakta. 2005 yılı içerisinde çıkarılan ve bu projelerin dayanak noktasını oluşturan 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması” hakkındaki kanun, tanıdığı yeni kamulaştırma yetkileriyle yerel yönetimlere ada bazında proje geliştirme olanağını sundu. Henüz uygulama aşamasına geçilmemiş olsa da, projelerin şu ana kadarki işleyiş şekillerinden bu alanlarındaki mevcut sakinlerin yerlerini daha üst sınıflara bırakacağı ve emlak değerlerinde ciddi artışların (yani soylulaşma sürecinin) yaşanacağının işaretleri alınmakta. 

notlar:
1 Gentrification sürecini ifade etmek için sürecin en yaygın kullanım şekli olan soylulaşma terimini kullanmayı tercih ediyorum. 
2 Eğer kendiliğinden, spontane olarak gerçekleşen bir süreci tarif etmek için soylulaşma (edilgen) kelimesini kullanmayı tercih ediyorsak, dış müdahalelerin tetiklemesi ile gerçekleşen süreçleri soylulaştırma (etken) olarak nitelendirmemiz daha uygun olacaktır. 
3 Üçüncü dalga soylulaşma (third-wave gentrification) teriminin yabancı yazındaki kullanımına bir örnek için bkz: Hackworth, J. & Smith, N. (2001) The Changing State of Gentrification, Tijdschrift voor Economische en Sociale Geografie, 92, 464-477.